The Great Wild Life

Türkiye ve Dünyada Corona Virüsü Salgını

Fırtına geçtikten sonra nasıl atlattığınızı hatırlamayacaksınız, Nasıl hayatta kaldığınızı da..

Röportaj: Esmeri Alev Ekebaş

Fotoğraflar: Doç. Dr. Çağhan Kızıl

Türkiye Ve Dünyada Corona Virüsü Salgını

Fırtına geçtikten sonra nasıl atlattığınızı hatırlamayacaksınız,

Nasıl hayatta kaldığınızı da..

Ancak bir şey kesindir; fırtınadan çıktıktan sonra fırtınaya girenle aynı insan olmayacaksınız...

Haruki Murakami

Alzheimer hastalığı üzerine çok değerli araştırmaları ve bilimsel yayınlarıyla tüm dünyada tanınan Doç. Dr. Çağhan KIZIL ile Corona virüsü salgını konusunda röportaj yaptık:

Esmeri Alev EKEBAŞ: Doç. Dr. Çağhan KIZIL kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Ben, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde okudum. Zonguldaklıyım. Orada doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden sonra Yüksek Lisans için Almanya'ya, Göttingen kentine geldim. Ve oradan sonra Tübingen kentine gidip doktoramı tamamladım. Bu çalışmalar; Gelişim Biyolojisi üzerine, genetik üzerine ve dokular kendini nasıl yeniler üzerine olan moleküler çalışmalardı. Doktora projemdeki hocam Nobel ödüllü bir insan ve bu gelişimin moleküler temellerini bulan, açığa çıkartan insanlardan bir tanesi. Dolayısıyla o alandan ben devam ettim. Doktoramdan sonra, şu anda bulunduğum Dresden kentine geldim. Burada, üniversitede; “Sinir sistemi kendini nasıl yenileyebilir ve biz doğadan bunu nasıl öğrenebiliriz? İnsanlara bunu nasıl adapte edip bir çözüm yaratabiliriz?” sorusunu sordum.2014 yılında, Helmholtz Topluluğu’nda, Almanya'nın en büyük araştırma organizasyonu olan bu yerde, Dresden’deki enstitüde pozisyon aldım. Büyük bir burs ve federal bir fonun katkıları ile kendi laboratuvarımı kurdum. 2014'te başladığım bu merkezde 2019 sonunda Yaşam Boyu Profesörlük unvanını aldım ve şu anda burada yaşamımı, çalışmalarımı devam ettiriyorum. Çalıştığımız konular, çoğunlukla; Alzheimer hastalığının hem anlaşılması üzerine hem belli bir tedavi imkânını ortaya çıkaracak deneysel çalışmalar üzerine. Bilgi üretmeye çalışıyoruz. Oradan sonrası, bu bilgiyle umuyoruz ki klinisyenler, başka insanlar bir tedavi yoluna gidebilirler.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Korona virüs dünya raporu açıklandı mı? Amerika, Çin'i ölü sayısında geçti. İngiltere’de can kaybı 10.000’i geçti. İtalya’da olağanüstü hâl süresi uzatıldı. İspanya’da ölüm sayıları periyodik olarak düştü. Dünya genelinde vaka sayısı 1.700.000’i 12 Nisan itibariyle aşmıştı. Yayılımı Domuz gribinden çok daha yüksek olan bir Corona virüsü var. Dünyadaki genel durumu ülke bazında anlatabilir misiniz?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Her gün raporlar açıklanıyor, tabii. Amerika, Çin’i ölü sayısında geçti. Evet, dünyada şöyle bir durum var; gittikçe artan, 2 milyonu geçti maalesef tanımlanabilen vakalar, bunlar aslında beklenenin bildiğimizin daha üzerinde vaka olduğunu söyleyebiliriz, çünkü her vakayı bilemiyoruz, göremiyoruz, tanımlayamıyoruz. Bu nedenle çok daha fazla insan enfekte olmuş durumda ve hızla artmaya devam ediyor. Yani dünyada bazı ülkeler, örneğin Çin ve Asya ülkeleri bunu erkenden biraz kontrol altına alabildiler fakat Avrupa'da artış hala devam ediyor. Almanya biraz iyi gidiyor, başarılı bir süreci var fakat Almanya da temkini elden bırakmıyor, bunu söyleyebiliriz. Amerika ise oldukça hızlı ve dünyada bu anlamda liderliği elinde bulunduruyor. Ölümler de tabii maalesef devam ediyor. Çünkü hastalık ortaya çıktıktan sonra birkaç hafta içinde seyrini belli ediyor ve ölümler ya da taburcu olma hali bir süre sonra ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, bugün yaşadığımız durumun etkileri birkaç hafta sonra, sonucu birkaç hafta sonra ortaya çıkacak.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Corona virüsünün laboratuvarda yaratıldığına dair pek çok komplo teorisi var, bu konuda bizi bir bilim adamı olarak aydınlatabilir misiniz? 5G ile virüs aynı anda ortaya çıktı deniliyor? Bunun bilimsel bir açıklaması olabilir mi? Virüs enfekte olmuş bir insanın hastalık belirtileri ile radyasyona maruz kalmış bir insanın hastalık belirtileri örtüşüyor mu?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Corona virüsün laboratuvarda yapıldığına dair komplo teorileri var. Hayır. Bu kesinlikle yanlış. Bunu birçok kere söyledik. Laboratuvarda yapılan bir virüs değil. Normal evrimin içinde gelişmiş ve insanlara bulaşmış bir virüs bu. Genetik dizin analizleri, genetik analizler, hepsi bunu gösteriyor ve insan eliyle yapıldığına dair hiçbir kanıt ortada yok. Söylenenlerin de hepsi tevatür.

5G ile virüsün aynı anda ortaya çıktığına gelince; Hayır. Bu da bir komplo teorisi. Kesinlikle alakası yok. Bilimsel bir alakası yok.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Virüsün genetik geçmişi nedir? Virüs mutasyona uğruyor mu? Aşı ve ilaç çalışmaları hız kazandı. Bu sene için bir öngörünüz var mı? İngiltere ve bazı ülkeler “sürü bağışıklığı” uygulamayı denediler. Bu ne demek ve yanlış giden neydi?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Bu bir Corona virüs. Corona virüs ailesine bağlı bir virüs. Bu virüsler biliniyor. Dünyada ilk defa 1963 yılında gözlemlendiler, yani tanımlandılar. Yoksa evrimsel çalışmalar, bu virüslerin milyonlarca yıl öncesine dayandığını söylüyor. Yani memeli hayvanları ve kuşları etkilediği düşünülen virüs tipleri bunlar, Corona virüsler. Bu da insanları etkilediğini bildiğimiz 7. Corona virüs. Yani bu Covid-19 hastalığını yaratan virüs, SARS CoV-2 dediğimiz bir virüs ve bu 7. virüs. Bunun haricinde bildiğimiz başkaları vardı. SARS CoV-1 vardı, MERS-Cov vardı. Cov; Corona virüs anlamına geliyor. Onun dışında soğuk algınlığı ve nezle gibi semptomlar yaratan başka virüsler de Corona virüsler de var. 4 tane daha; HKU-1, NL63, OC43, 229E. Şimdi bunlar zaten yaşamda devam ediyorlar ve varlar. Bu nedenle genetik analizlere baktığımızda, SARS CoV-2’nin de şu anda yaşadığımız hastalığı yaratan virüsün de diğerlerine çok benzediğini biliyoruz. Biraz değişmiş ama değişmesi insan içinde değil de ayrı konaklarda oluyor. Bunlar, yarasalar olabilir, kedigillerden bazı canlılar olabilir, başka canlılar olabilir. Çok net değil bu konu. Fakat bunun insana şu anda nereden geçtiği de çok net değil. Ancak yarasalarla ilgili bir hipotez var. Bir de Pangolin denen bir memeli hayvanla ilgili hipotezler var. Analizler, bunu ilerleyen zamanlarda bize nereden geçtiğini gösterecektir.

Virüs mutasyona uğruyor mu? Evet. Mutasyona uğruyor. Birçok mutasyon var üzerinde. Her gittiği coğrafyada bir mutasyona uğrayabiliyor ve değişebiliyor. İnsanlarda bu şekilde yayılıyor. Bu mutasyonların ne getireceğini bilmiyoruz. Yani, etkisini azaltacak mı, arttıracak mı, onu çok bilmiyoruz. Yani öngörü yapmak da biraz zor. Virüs, şu anda insanlarda evrimini devam ettiriyor. Bir evrim sürecindeyiz ve çok kısa bir süredir, 4 aydır. Bu yüzden zamanla öğreneceğiz.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Corona virüsü, doğadaki diğer hayvanları, bitkileri, canlıları etkiliyor mu? Yarasanın Corona virüsü taşıyıcısı olduğu kanıtlandı mı?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Bildiğimiz bazı memelileri ve kuşları etkiliyor. Yarasa genelde Corona virüsü taşır. Evet, ama yani bize yarasadan mı geçti başka yerden mi geçti, bilmiyoruz.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Ülkemizdeki ilk Covid-19 tanısını koyan hekim olan ve maalesef 1 Nisan 2020'de yine bu virüs yüzünden kaybettiğimiz Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu'nu rahmetle anıyorum. Doktor ve sağlıkçılarımızın çok dikkatli olmalarına rağmen virüsü kapıp enfekte olmalarını neye bağlıyorsunuz? Dünyanın 190 ülkesine yayılan Corona pandemisi karşısında insanlığın verdiği bu amansız savaşın gerçek kahramanları olan tüm sağlıkçılara, bir kez daha minnet duygularımı belirterek bu soruyu soruyorum.

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Ülkemizde, Covid tanısını koyan hekim olan, maalesef 1 Nisan 2020'de yaşamını kaybeden Cemil Taşçıoğlu’nu ve tüm sağlık personelimizi anıyorum. Doktor ve sağlık çalışanlarımızın çok dikkatli olmalarına rağmen enfekte olmalarını çok yakın temasa bağlıyorum. Çünkü ilk aşamada onlar, o cephede mücadele veriyorlar ve kapalı bir ortamda birçok hasta ile temas ediyorlar. Kendilerini çok fazla virüse maruz bırakıyorlar ve bu nedenle çok hastalanıyorlar.

Evet, yazdığınız gibi neredeyse 200 ülkeyi geçti ve sağlık çalışanları bizim en büyük gurur kaynağımız olacak. Bu süreçte de bu savaşı onlar veriyorlar ve her isteklerini, her gereksinimlerini çok ivedilikle karşılamamız gerekiyor, size katılıyorum.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Ebola, MERS ve SARS için kullanılan ilaçlar Corona virüsüne etki ediyor mu? Covid-19 ile ilgili klinik araştırmalar yapıyor musunuz? İlacı veya aşıyı bulmak ister miydiniz? Bu konuda Türkiye'de araştırma yapan bilim insanları ile görüştünüz mü? Türkiye’deki bilim insanlarının çalışmaları ile ilgili bilgi, destek ve fikir teatisinde bulunuyor musunuz?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Şimdi, bilinmiyor. Yani birçok ilaç denemesi var, bunların çoğu erken aşamada. Fakat birçok ilaç da başka hastalıklar için kullanılmış. Üç aşağı beş yukarı, yani tam olmasa da iyileştirmeye dair bazı etkileri var. Bunlar şu anda sadece SARS-CoV-2 için. Covid-19 için kullanılmaya, SARS-CoV-2 için de kullanılmaya çalışılıyor. Fakat bunların sonuçları şu anda net değil. Her çıkan, “İlaç bulundu.” söylemi de kesinlikle hiçbir şekilde doğru değil.

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'deki bilim insanlarının da hummalı çalışmaları var fakat gerçekten temkinli olmak gerekiyor. Her çalışmanın sonucu bir ilaca evrilmez, her çalışma da bir şekilde başarılı olmaz. Bu, uzun süreçli bir şeydir, bilim politikası ve araştırma ile ilgili bir şeydir. Kısa sürede olmaz, daha uzun zaman gerekir.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Corona virüsü nedeniyle evlerimizdeyiz. Ev içinde hijyene nasıl dikkat etmeliyiz? Corona virüsünün yüzeylerde kalma süresi belli mi? Sosyal mesafe nedir? Kaç metre olmalıdır? Karantina önlemleri ve kriz yönetimi sizce nasıl olmalıdır? Asıl başarı virüsten korunabilmek mi? İnsanlarımız evin içinde bile maskeyle dolaşıyor. Meyve sebze ve giysilerden virüs bulaşabilir korkusu yaşıyor. Bu abartılı bir duygu mu? Virüsün psikolojik etkisi nedir? Evde kalmanın bu süreçte önemi nedir? Beslenme tarzı nasıl olmalı?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Eğer ev içinde virüs dolaşımda değilse, tabii ki normal hijyen koşullarını sağlamanız gerekiyor. Dışarıda ellerinizle herhangi bir şeye temas ettiyseniz, eve gelindiğinde eller mutlaka sabunla yıkanmalı, bunlar en baştan beri söylenen şeyler. Eve gelen başka paketler, vesaire olduğunda dikkatli olmak gerekiyor. Yani paketi açıp paketi atıp içindekini temiz bir şekilde saklamak ya da bozulmayacak bir şeyse belki paketi bir gün bekletebilirsiniz. Ondan sonra kullanabilirsiniz. Eller her şekilde, dışarıdan gelen bir şeye değdiğinde yıkanmalı ve ağza götürülmemeli.

Yüzeylerde kalma süresi çok belli değil, değişiyor. Plastikte biraz daha uzun kaldığı, metallerde biraz daha az kaldığı biliniyor ama çok net değil. Bu, saatlerden belki 1-2 güne kadar çıkan bir süre. Çok net değil.

Sosyal mesafe, değişiyor. Genelde 1,5-2 metre olarak tanımlanıyor, bu mantıklı.

Karantina önlemleri şöyle olmalı; eğer salgın artma eğiliminde ise ve yükseliyorsa, genel karantina önemli. Sosyal mesafeler de önemli. Yani insanların sosyal yaşamda birbiriyle temas etmemesinin yolları. Bu nasıl yapılacaksa, o şekilde yapılmalı. Bir yerde karantina olur, bir yerde başka şekilde bir biçimlenme olur ama her şekilde bu önlenmeli Türkiye'de bu yapılmıyor. Türkiye'de maalesef yanlış.

Kriz yönetimi şeffaf olmalı ve insanlarla bilimsel bilgileri paylaşmalı. Yani hiçbir şekilde çok güzel bir tablo çizip, dünyada yaşanan bunca sıkıntıyı görmezden gelen ve ülkedeki sıkıntıyı da görmezden gelen bir durumda olmamalı. Bunu şeffaf ve bilime uygun yapanlar başarılı olacak, yapmayanlar başarısız olacak.

Asıl başarı virüsten korunabilmek mi? Başarı kriteri, en sonunda birçok şeyin bileşkesi aslında. Sadece virüsten korunmak değil; virüsün yayılmasını önlemek, toplumda güveni sağlamak, yüksek test yapıp hastaları bulmak ve insanların yaşamlarını hak kaybı yaşamadan idame ettirmelerini sağlayabilmek.

Ev içinde maskeye gerek yok.

Meyve ve sebzelerden, giysilerden virüs bulaşabilir mi? Çok çok düşük bir ihtimal.

Virüsün psikolojik etkisi çok büyük tabii. Hem bir güvensizlik yaratıyor hem yaşam kaygısı yaratıyor hem de ev içinde olan insanlar psikolojik bir baskı yaşıyorlar ve zaman içinde bu başka şiddetlere dönüşebiliyor, maalesef.

Evde kalmak çok önemli ama evde kalabilen insanlar var kalamayanlar var. Çünkü kalamayanlar, işe gitmek zorunda olanlar. Dolayısıyla işe gitmek zorunda olanların evden çıkmamaları için onlara ekonomik paketler açıklanması gerekiyor.

Özel bir beslenme tarzı yok. Sadece, dengeli normal beslenme, bağışıklık sistemini bozmayacak şekilde beslenmek gerekiyor. Uyku düzenine dikkat etmek, hareket etmeye çalışmak. Evde de hareket yapılabilir, bunlar önemli.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Asemptomatik kişilerin enfeksiyon yapacağına dair veriler var mıdır? İyileşen hastalarının kullanılmasında başarı elde ediliyor mu? Hızlı tanı kitleri ve antikor testleri neden önemli?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Evet, kesinlikle var. Birçok bilimsel çalışma, zaten asemptomatik insanların virüsü çok daha fazla yaydığını ortaya koyuyor. Çin'de karantinadan önce enfeksiyonların %87’sini bu insanların yaydığına dair modellemeler var. Asemptomatik insanları bulmak çok zor. Çünkü görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz. O insan da kendisinin virüs taşıdığının farkında değil. Bu nedenle herkesi evde tutmak, bu insanları da otomatikman evde tutmak anlamına geliyor.

“İyileşen hastalarının kullanılmasında başarı elde ediliyor mu?” Bu gelişen bir süreç, bunu bilmiyoruz. Klinik çalışmalar gösterecek. Daha bir sonuç yok, bir metot olarak kullanılıyor.

“Hızlı tanı kitleri ve antikor testleri neden önemli?” Tanı çok önemli çünkü, bir insanın virüs taşıyıp taşımadığını bilmeniz lazım. Antikor testleri de henüz tam gelişmiş değil, dünyada çok düşük yüzde ile kullanılıyor. Bu antikor testleri de bir insanın bağışık olup olmadığını bize gösteriyor. Yani hastalığı geçirmişse vücudunda antikor oluyor ve biz; “Evet, hastalık geçirmiş.” diyebiliyoruz. Fakat antikorun oluşması da 14 güne kadar çıkabiliyor ve daha uzun süreler alabiliyor.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Almanya' da yaşıyor ve görev yapıyorsunuz. Tedirginlik devam ediyor mu? Krizin başından beri bugüne kadar yapılan kriz yönetimi ve sonuçlarını anlatır mısınız? Dünya Sağlık Örgütü’nün sürece etkisi ve çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu, dünya genelindeki pandemi süreci ne zaman sona erer?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Almanya'da yaşıyorum, evet. Tedirginlik devam ediyor mu? Bir güven var, tabii ki tedirginlik hastalığa karşı var. Ne olacak, kapacak mıyız diye ama Almanya’da bir güven havası da var ve bir başarı da var.

Her şeyden önce şeffaf davranıldı. İlk başta biz, toplumun büyük bir kesimi bunu kapacak dendi. Dikkat etmemiz gerekiyor. Süreç öyle işleyecek, kurumlar şu şekilde çalışacak, insanlar bu şekilde davranacak dendi. Vaka takibine çok dikkat edildi, çok yüksek sayıda testlerle başlanıp vaka takibi yapıldı. Yani, hasta birisi varsa onun iletişim kurduğu diğer insanlara da ulaşıldı ve o insanların da testleri yapıldı. Bu insanlar dolaşımdan çekildi, izole edildi. Bu nedenle yaygınlık önlenmeye çalışıldı. Bu yapılmasa çok daha yüksek sayılar ulaşılırdı. Bunun yanında, sağlık sisteminde bir koordinasyon ve bilinç var. Bu nedenle ölüm sayıları düşük. Robert Koch Enstitüsü Bilim Merkezi ve Ulusal Bilim Kurulu bu süreci beraber işlettiler ve siyasiler de bu kararları uydular. Dolayısıyla Almanya'da şu anda başarılı bir süreç işleniyor. Yani bilimi dinlediler, akılcı kararlar aldılar, şeffaf davrandılar, halkı bilgilendirdiler, temkinli davrandılar.

Dünya Sağlık Örgütü süreci işliyor tabii. Ülkeler üstü ve birçok ülkenin katılımıyla oluşan bir süreç. Oradaki insanlar, uzmanlar bilgi veriyorlar ve durumla ilgili çalışma yaptırıyorlar. Bir klinik çalışma da başladı. Yani bazı ilaçları deneme amaçlı. Dünya çapında bir başlangıç iş yapıldı. Bunun sonucunu zamanla göreceğiz.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Çin’in Wuhan bölgesi için daha öncede salgınların başlangıç yeriydi deniliyor? Niye o bölge? Çin’in Corona virüsü salgını başlangıcında olayı dünyaya geç duyurduğunu düşünüyor musunuz? Çin salgınla baş edebildi mi? Dünya bu salgını atlatabilirse, bir dahaki salgında virüs bizleri bulmadan virüsü bulmak mümkün olabilecek mi? Salgınla ilgili tedirgin olduğunuz konular var mı? Salgın dünyada pik noktasını yaptı mı? Vaka sayıları verebilir misiniz? Dünya devletleri içinde süreci şu ana kadar en iyi kim yönetti? Medeni ülkeler dediğimiz İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Hollanda, Fransa vb ülkelerde sağlık hizmetleri iyidir diye düşünürken, sistemleri sanki bir anda çöktü. Neden? Covid-19, önceden bilinmeyen bir virüs. Çinli bilim insanları virüsü açıklayınca, salgının dünyada nerelere yayılabileceğini öngördünüz mü? Dünya’da Corona virüsü bulaşmayan ülkeler: Türkmenistan/Tacikistan/Yemen/Malavi adası/Kuzey Kore/Sao Tome/Komor adaları/Lesotho/Antarktika. Bu ülkelerde niye vaka görülmedi?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Çin’in Wuhan bölgesi birçok canlının yaşadığı yer tabii ki. Ve o bölge; iklim koşulları olsun, doğal koşulları olsun, birçok canlının birbirleriyle etkileşim içinde olduğu bölge. Yani oradan çıkabilir. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı da orada yaşıyor.

Çin’in Corona virüsü salgını başlangıcında olayı dünyaya geç duyurduğunu düşünüyor muyum? Bu herkesin kanısı. Biraz geç duyuruldu. Fakat Çin salgınla çok iyi bir şekilde baş etti. Çok etkili önlemler aldılar, bunu söyleyebiliriz.

“Dünya bu salgını atlatabilirse, bir dahaki salgında virüs bizleri bulmadan virüsü bulmak mümkün olabilecek mi?” Umuyoruz olacak ama her defasında enfeksiyon hastalıkları olacak. Bu doğal bir süreç. Birçok kez oldu. Burada önemli olan, ne kadar hızlı tepki verdiğiniz ve süreceği iyi işletebilmeniz. Salgından korkmayacağız, salgınla baş edebilip edemeyeceğimizden korkacağız.

Salgınla ilgili tedirgin olduğum konular var, tabii ki. Yani salgının kendisi tedirgin edici bir durum. Alınan önlemler tedirgin edici.

“Dünyada pik noktası yaptı mı?” Hayır.

Vaka sayıları verilebilir. Dünyada şu an için son rakamlar 2.200.000’e yakın kişi hasta, 150.000’e yakın insan da yaşamını yitirdi. 550.000’den fazla insan iyileşti. Hala aktif, 1.500.000’a yakın insan var. Dünyada en fazla vaka, 678.000 ile Amerika Birleşik Devletleri’nde. Maalesef 35.000’e yakın kişi de yaşamını kaybetti orada. Ve bu süreç de hala devam ediyor. Bunu söyleyebiliriz.

Asya ülkeleri süreci bir şekilde iyi yönettiler, Almanya yönetmeye çalışıyor, bu ülkeleri söyleyebiliriz. Bunun dışındaki ülkeler oldukça geç kaldılar ve akılcı olmayan yöntemlere başvurdular. Medeni ülkeler dediğimiz İngiltere, Amerika’da sağlık hizmetleri iyidir diye düşünürken pratik kararların yanlış olması nedeniyle sistemler zora girdi. Yani insanları bir an önce eve koymadılar ve insanların dolaşımına izin verdiler. Beklediler. Çok fazla hasta çıktığı için de zaten sağlık sistemi çöktü, dünyada hiçbir sağlık sistemi buna kendini adapte edemez zaten. Bu nedenle bu ülkeler de yanlış kararlar yüzünden bu hale geldiler.

Virüsün adı SARS-CoV-2. Covid-19, hastalığın adı.

Epidemiyoloji çalışmaları nerelere yayılacağını öngörebiliyor, tabii. Yani bu bir dinamik. Bu modellemeler yapıldı, tüm dünyaya yayılabileceği düşünülüyordu, yayıldı da.

“Dünyada Corona virüsü bulaşmayan ülkeler” demişsiniz ama oralarda bulaşmadığına dair çok kesin bir durum yok. Bilmiyoruz yani. Türkiye'ye de bir zamana kadar bulaşmamıştı. Fakat bulaştı. Türkmenistan zaten Corona virüs kelimesini yasakladı. Buradan anlayabiliyoruz neden orada bir şey görmediğimizi.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Türkiye' de 10 Mart 2020’de açıklanan ve 11 Mart’ta ilk vakanın vefatı ile ilerleyen süreci değerlendirir misiniz? Ne yapıldı? Neler yapılmalı? Önerileriniz nelerdir? Hastalığı, çoğunlukla 65 yaş altı enfekte olan insanlar yayıyor. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı insanların evde kalma zorunluluğu salgının yayılımını nasıl etkiler? 10 Nisan 2020’de tüm Türkiye halkı için geçici bir süre olsa da sokağa çıkma kararı alınması için ne diyorsunuz? Virüste neden çocuklar en az etkilenen grupta? En çok etkilen grup neden 65 yaş üstü insanlar?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Bu sorunuzu daha önce yanıtladım. Yapılmayan şeyler var ve çok geç önlemler alındı. Vaka takibi yeterli yapılmadı. Sosyal mesafelenme uygulamaları ortaya konmadı. 2 günlük sokağa çıkma yasağı anlamsız, çünkü virüsün hastalık süreci haftalar sürüyor ve 2 gün sokağa çıkartmadığınız insanlar 3. gün yine sokağa çıktığında bu virüsü yaymaya devam ediyorlar, hastalığa devam ediyorlar. Ekonomik paketin açıklanmaması hata. İnsanlar sosyal yaşama devam ediyorlar. Rehavet içindeler ve virüsü yaymaya devam ediyorlar. Maalesef bunlar yanlıştı. Resmi söylemler de maalesef ülkeyi biraz daha rehavete sokuyor.

“Neler yapılmalı?” Dünyada başarı örnekleri var. Test, yüksek sayıda test yapılmalı, daha da arttırılmalı. Vakalar daha da iyi bulunmalı ve Türkiye'nin bir de yapmadığı şu; Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği bir kod var. Bu kod, şüpheli olan Covid hastalarına da kayda geçirmek ile ilgili, fakat Türkiye bunu yapmıyor. Dolayısıyla biz genel tabloyu bilmiyoruz. Vaka yerleri çok detaylı açıklanmıyor. Bir projeksiyon yapılacak veriler paylaşılmıyor. Önerilerim de bunların yapılması.

Sorunuz; “Hastalığı, çoğunlukla 65 yaş altı enfekte olan insanlar yayıyor. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı insanların evde kalma zorunluluğu salgının yayılımını nasıl etkiler?” Etkilemez, biraz düşürür ama salgının yayılmasını etkilemez. Çünkü toplumun yüzde ellisi 65 yaş ile 20 yaş arasında ve bu insanlar ilişkilerine devam ediyorlar, sonra da eve gidiyorlar. Diğer insanlara da bulaştırma riskleri var. Dolayısıyla bunun bir etkisi olmaz. Ya ülke tam kapanacak ya da tam karantina olacak. Başka bir yolu da yok. 10 Nisan 2020'deki geçici sokağa çıkma yasağı, hiçbir anlamı olmayan bir uygulama, çünkü daha öncesinde insanlar sokakta daha sonrasında sokakta. 2 gün evde kalmaları hiçbir şey ifade etmiyor.

“Virüste neden çocuklar en az etkilenen grupta?” Çocuklar da enfekte oluyorlar. Yaklaşık %8 civarında 5 yaş altı çocuklar da enfekte oluyor. Fakat ölüm oranları çok az, çünkü genç bir bağışıklık sistemleri var ve bilim insanları bu virüse daha etkili yanıt verebildiklerini düşünüyor. Ama bu tam bilinen bir sonuç değil, bakılacak.

“En çok etkilenen grup neden 65 yaş üstü?” Çünkü 65 yaş üstünde bağışıklık sistemi düşüyor ve başka kronik hastalıklar da ortaya çıkıyor. Farklı kronik hastalığınız varsa, ölüm riskiniz maalesef artıyor.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Corona virüsü enfeksiyonunun belirtileri nelerdir? Hastalığın başlangıcı ve entübe durumuna kadar uzanabilen süreç nasıl gelişiyor? Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için neler yapmalıyız? Türkiye ve dünyadaki istatistiklere göre, iyileşen hasta ve kaybedilen vaka sayıları oranı nedir?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Bu çok konuşuldu, yani işte hekimlerin söylediği gibi; ateş, solunum yollarında ağrı, zorluk. İlerleyen zamanlarda zatürreye çevirme ve çoklu organ yetmezliği riski oluyor.

“Türkiye ve dünyadaki istatistiklere göre, iyileşen hasta ve kaybedilen vaka sayıları oranı nedir?” Yani bu yüzdeler oluşturulabilir. Türkiye'de 7.089 hasta iyileşti, 1.643 kişi yaşamını kaybetti. Halen takip edilen ve pozitif olduğu bilinen fakat bitmemiş vakalar var, 65.461. Yani çok %88 civarında hastalar hala aktif. Bu sayılar başarılı ülkelerde biraz daha düşüyor. Almanya'da %40 şu anda. Sadece 52.000 hasta aktif, 81.800 kişi iyileşti. Amerika’da da çok yüksek bir rakam var. %80-90 civarında hasta aktif. Ölüm oranlarında kapanan vakalar içinden bu ülkelerde, örneğin Türkiye'de %23-24 civarı.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Bu hastalık ne zamana kadar yayılır? Ne zaman biter? “Salgın, depremden kötüdür.” diyorlar, katılıyor musunuz? Pandeminin bitmesi, son ülke son vaka bitti diyene kadar sürecek mi? Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye ile ilgili açıklamalarını değerlendirir misiniz? Salgında durulma trendine ne zaman gireriz? Tepe noktayı ne zaman görebiliriz? Bu noktayı görmek niçin önemli? Salgın önlenebilir mi? Dünya salgın sonrası aynı olmayacak deniliyor? Salgın sonrası nasıl bir dünya bizi bekliyor olacak?

Doç. Dr. Çağhan KIZIL: Pandemi ne zaman sona erer? Bu çok güzel bir soru. Kimsenin tam bilmediği bir şey. Ne kadar önlem alınırsa ve yanlış yapılmazsa, o kadar erken biter. Bazı ülkelerde bu iş çok daha uzayacak gibi görünüyor. Fakat 1-2 haftada bitmeyecek, aylarca sürecek. Buna hazırlıklı olmalıyız. Türkiye'de daha uzun sürecek.

“Ne zamana kadar devam eder?” Bunu bilmiyoruz gerçekten ama artık bu insanlığın bir virüsü ve devam edecek, gerçekten uzun süre devam edecek. Dünya Sağlık Örgütü de bunu söylüyor.

Tepeyi görmek önemli, tepe noktasını. Çünkü o zamandan sonra sönümlenmeye geçecek fakat mevsimsel olabilir. Yani kışları ortaya çıkıp yazları azalabilir, bunu göreceğiz.

Dünya eskisi gibi olmayacak, sosyal mesafelenme uygulamaları değişik şekillerde ortaya konacak. İnsanların yaşaması, seyahat alışkanlıkları bir şekilde değiştirilecek. Bekleyip, göreceğiz.

Benzer Yazılar