The Great Wild Life

Ağrı Dağı; Türkiye’nin Çatısına Tırmanış

Dünyanın en iyi yürüyüş parkurlarından olan Likya Yolu hakkında

RÖPORTAJ: ESMERİ ALEV EKEBAŞ

FOTOĞRAFLARI ÇEKEN METİN TÜZÜN. (Yeni Zelandalı jeofizikçi John Larsen’in, geminin enkaz çökeltisine ait olduğunu öne sürdüğü bölgeyi daha önce birkaç kez fotoğraflamıştım. Röportajın görsellerinde bu fotoğrafı görebilirsiniz.)

AĞRI DAĞI; TÜRKİYE’NİN ÇATISINA TIRMANIŞ

Dünyanın en iyi yürüyüş parkurlarından olan Likya Yolu hakkında "LİKYA YOLU REHBERİ" isimli rehber kitabın yazarı Metin Tüzün ile bu röportajımızda Ağrı Dağı hakkında konuşacağız. Türkiye’de doğa yürüyüşü yapan ya da dağcıyım diyen herkesin bir gün çıkmayı düşündüğü, filmlere, operalara, romanlara konu olmuş Ağrı Dağı.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Metin Bey, kendinizden bahseder misiniz?

Metin TÜZÜN: Merhaba Sayın Ekebaş. Öncelikle, sizinle ikinci kere röportaj ve söyleşi yapmaktan mutluluk duyuyorum. Bu vesile ile ülkemizin doğa turizmine ve tanıtımına verdiğiniz katkıdan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Ben Metin Tüzün. 1976 yılı Ankara doğumluyum. Güzel Sanatlar Resim, Kültürel Miras Turizm ve Fotoğrafçılık bölümleri mezunuyum. Yaklaşık 20 yıldır, ülkemizin somut tarihi kültürel mirası ve bu mirasın çevresinde oluşan doğa yürüyüşleri parkurları, milli parklar üzerinde çalışmalar ve etkinlikler yapmaktayım. Ülkemizin dört bir tarafında bu doğa harikası parkurlarda etkinlikler yapmanın yanı sıra yaptığımız fotoğraf çekimleri ile oldukça zengin bir fotoğraf arşivi hazırlıyoruz. Ayrıca bazı turizm firmalarına Outdoor doğa turizmi alanında danışmanlık yapmaktayım.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Ağrı Dağı’nın genel özellikleri nelerdir?

Metin TÜZÜN: Ağrı Dağı, 5.137 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek dağıdır. Sönmüş bir volkanik dağdır. Son patlamasını 1840 yılında yapmıştır. Kutsal kitaplarda geçen, Ararat, Kuh-i Nuh ve Cebel-ül Haris gibi farklı isimleri yazılmaktadır. Ağrı Dağı’nın zirve kısmında, yaz aylarında dahi sertleşmiş kar tabakası bulunmaktadır. Dağ, 4.000 metreye kadar bazalt, daha sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşan volkanik bir dağ özelliği gösterir. Ağrı Dağı’na; güney, batı ve doğu olmak üzere üç farklı rotadan çıkılmaktadır. Ağrı Dağı’na ilk olarak, 1829 yılında Frederik Von Parat tırmanmıştır.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Yaşar Kemal’in destansı romanı ‘Ağrı Dağı Efsanesi’, diğer adıyla ‘Gülbahar’ operası, şarkılar, filmler… pek çok eser, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nı, halk edebiyatının etkisiyle de bir masal motifiyle karşımıza çıkar.. ‘Taşkın Baba’, ‘İki Bacı’, ‘Kara Diken (Siyabent)’… gibi efsaneleri bilerek gidince Ağrı Dağı’na bakış değişiyor mu?

Metin TÜZÜN: Şüphesiz Ağrı Dağı ile ilgili bu saydığınız ve belirtmediğimiz birçok eseri bilmek, okumak ve bu duygularla bu dağa tırmanmak ayrı bir haz, ayrı bir heyecan. Fakat unutmamak gerekir ki Ağrı Dağı’nın eteklerinde, patikalarında yol adımlamak, zirvesine tırmandıktan sonra bu sanat eserlerini okumak da yaşamak da ayrı bir haz ve zevk. Bilinmelidir ki bu eserleri üreten sanatçılar da Ağrı Dağı’nın ilhamıyla bu eserlere hayat verdiler.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Büyük Ağrı Dağı, Küçük Ağrı Dağı, geçimsiz iki kardeş gibi derler. Neden?

Metin TÜZÜN: Evet, bu efsaneyi anlatımları farklı farklı olsa da o yörede hemen hemen herkes bilir. Bir efsaneye göre derler ki, dağın olduğu yer önceleri bir ova imiş. İki kız kardeş bu ovada odun toplayıcılığı yaparlarmış. Fakat her seferinde abla ve kardeş; ‘Ben çok taşıdım, sen az taşıdın.’ gibi basit sebeplerle ağız dalaşı yapar, birbirlerine beddua ederlermiş. Yıllarca birbirlerine “Senin gibi kardeş olmaz olsun, dağ olasın taş olasın.” diye beddua etmişler. Ve bir gün bir gürültü kopmuş ve bu ovada iki dağ sivrilmiş. Küçük Ağrı ve Büyük Ağrı. Yani bu efsaneye göre iki geçimsiz kardeş, iki zorlu dağ oluvermişler. Bilinenin aksine küçük Ağrı Dağı; çarşak ve kumul zemininden dolayı çıkılması daha zordur. Anlaşılan küçük kız kardeş daha geçimsiz biri olsa gerek. (Gülüyor..)


Esmeri Alev EKEBAŞ: Ağrı Dağı’nın (Kuh-i Nuh) diğer bir efsanevi özelliği ise kutsal kitaplarda adının geçtiğine inanılması ve büyük tufan sonrası Nuh’un Gemisi’nin orada olduğuna olan inançtır. Bu gizeme değinir misiniz?

Metin TÜZÜN: Ağrı Dağı, şüphesiz Türkiye’nin en yüksek dağıdır. Fakat onu asıl efsane ve popüler yapan, kutsal kitaplarda geçen Nuh Tufanı’nda Nuh Peygamberin gemisinin tufan sonrası suların çekilmesiyle bu dağa oturduğuna ve kalıntılarının burada olduğuna inanılmasından dolayıdır. Avrupa’dan ve dünyanın çeşitli üniversitelerinden uzmanlar bu bölgede birkaç kez araştırma yapmışlardır. Bilimsel olarak onaylanmasa da gemiye dair bulguların olduğunu belirttikleri makaleler yayınlamışlardır. Bu araştırmacılardan Yeni Zelandalı jeofizikçi John Larsen’in, geminin enkaz çökeltisine ait olduğunu öne sürdüğü bölgeyi daha önce birkaç kez fotoğraflamıştım. Röportajın görsellerinde bu fotoğrafı görebilirsiniz.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Marco Polo’nun hiçbir zaman çıkılamayacak dediği Ağrı dağına ilk kez 1829 da Prof. Frederik Von Parat tırmanmış. Türkiye’de, nerede, hangi dağların zirvelerine ulaştınız? Ağrı Dağı’na doğru kimlerle yola çıktınız, tırmandınız? Dağcılıkta ekip arkadaşlarının önemi nedir?

Metin TÜZÜN: Sayın Ekebaş bu sorunuza cevap vermeden önce şu detaya değinmek istiyorum. Dağcılık ciddi bir eğitim gerektiren bir spor ve faaliyet dalıdır. Ben trekking, doğa yürüyüşü faaliyetleri yürütüyorum ve bu alanda tecrübelerimi aktarıyorum. Türkiye’deki dağların birçoğu, kış tırmanışı dışında, teknik dağcılık bilgisi gerektirmez. Daha çok güvenli rota üzerinden trekking temelli, eğimli tırmanış patikalarından oluşur. Tabi gerekli güvenlik tedbirlerini almak elbette önemli. Benim ve ekip arkadaşlarımın yaptığı etkinlikler trekking temelli olduğu için faaliyetlerimiz, sadece yaz aylarında yapılan zirve tırmanışlarını kapsar. Bu önemli açıklama sonrası sorularınıza cevap vereyim. Ağrı Dağı’na birkaç kez tırmanış gerçekleştirdim. Her çıkışımda, sanki ilk çıkışım gibi heyecan duyduğumu belirtmeliyim. Ağrı Dağı dışında, Kayseri Erciyes Dağı, Aksaray Hasan Dağı, Bursa Uludağ, zirve yaptığım dağlardandır. Elbette ki ekibin tecrübeli olması, ekip arkadaşlarını iyi tanıması, etkinliğin güvenliği açısından oldukça önemidir.